1 Haziran 2017 Perşembe

Küçükkuyu ve Yeşilyurt Köyü

Bugün size doğa tatili seviyorsanız veya sadece dinlenmekten başka bir şey yapmak istemiyorsanız çok ideal bir yer tanıtacağım. Buraya bu ara tatilde 2. gidişim oldu bir önceki gidişim TEOG'dan sonra stres atmak için kasım ayındaydı. Bu sefer ise nisanda gittik. Küçükkuyu, Edremit Körfezinde bulunan küçük bir balıkçı köyü.. Hemen yanında Assos var buraya da genellikle yazın denize girmek için gidiliyor. Hava haziran ayına kadar çok serin ve yağıslı oluyor. Küçükkuyu'nun arkasında Kaz Dağları diğer adı ise İda(mitolojik adı) Dağları olan dağlar var. Bu bölgenin en önemli özelliği mitolojik önemi. Assos harabeleri ve Zeus Altarı(bir sonraki yazımda anlatacağım.) adında turistik yerler var. Küçükkuyu ne kadar deniz kenarında olsa da ben, buraya gittiğinizde orada kalmanızı tercih etmem. Kazdağları'nda hem turistik hem doğal çok güzel köyler var. Şimdi köy deyince içinde 3-5 tane dökülen evin olduğu her yerde tavukların dolaştığı köyleri düşünmüs olabilirsiniz ama benim kaldığım Yeşilyurt köyü hiç öyle değil. Manici Kasrı adlı bir otelde kaldık. Büyük bir otel ve 2 kişilik odaları küçük şato gibi bir yapının içinde. 4 kişilik veya daha fazla kişilik aileler için villa dedikleri yapılar var. Hepsinin muhteşem bir mimarisi var ve tabii ki bir şöminesi. Yeşiyurt köyünde bölgenin serinliğinden dolayı herkesin evinde ortak olarak bulabileceğiniz tek şey şömine. Manici Kasrı'nda kahvaltılar camekan ve kapalı bir yerde açıkbüfe oluyor. Akşam yemeği ise loş ışıklı kapalı alanda servis ediliyor. Biz bir önceki gittiğimizde de yemekler çok lezzetliydi. Bu sefer gittiğimizde daha ilginç tabaklar geldi önümüze(mangolu mus gibi) bunu sorduğumuzda mutfağa MSA(Mutfak Sanat Akademisi)'nin mezun olan öğrencilerinin geldiğini söylediler. Yemeklere ilginç dediğime bakmayın gayet lezzetliydiler. Şimdi otelin en sevdiğim kısımlarına gelelim. Ortak şömineli alan dedikleri bir oda var burdaki şöminenin ateşi hiç sönmüyor Kazdağları manzarasıyla isteyen kitabını okuyor isteyen sadece ısınıyor bazıları da film izliyor. İkinci en sevdiğim odası da oyun odası: okey, bilardo, scrabble, tabu... ne isterseniz var. Köyden genel olarak bahsedeyim. Yaklaşık 150 haneli bir köy ve bir yokuş üzerine kurulmuş 6-7 tane pansiyon ve oteli var. Köyün meydanındaki 2 kahvede gözleme yiyip çay veya kahve içebiliyorsunuz. Köyün orman içinden bir patikayla araba yoluna geçerken yol kenarındaki çay bahçesini tavsiye ederim adaçayı çok lezzetli. Çay bahçesinin karşısındada küçük yerlilerin kurduğu bir pazar var orda adaçayı, peynir, zeytin alabilirsiniz. Yeşilyurt'a İstanbul'dan yaklaşık 5 saatte gidiliyor. Uçakla da gidebilirsiniz(havaalanı nerde bilmiyorum) ama ben arabayla gitmenizi öneririm çünkü oraya gittiğinizde sadece köyde kalmıyorsunuz aynı zamanda başka köylere ya da Küçükkuyu'ya inebiliyorsunuz. Küçükkuyu'da her perşembe merkezde bir pazar kuruluyor. Pazarda kuruyemişten peynire peynirden ota kadar her şey var. Bu bölgenin otları çok meşhur. Sarmaşık dedikleri, kuşkonmazın küçük ve incesine benzeyen ve adı şevketi bostan olan otlar en çok satılanlar; denemenizi tavsiye ederim. Pazardaki satıcılar zaten bunları nasıl pişirip yiyeceğinize dair bilgi veriyor. Küçükkuyu'ya ikinci gitme sebebimiz:balık. Çok güzel balık lokantaları var sahil şeridinde. Bunlardan en çok bilineni:Yengeç. Balıkları, mezeleri kısaca her şeyi çok lezzetli. Bugün bu kadar. Bir sonraki yazımda yine bu bölgedeki bir köyden ve Zeus Altarı'ndan bahsedeceğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder