6 Nisan 2017 Perşembe

Kabuktaki Hayalet

Merhaba. Bugun yazacağım yazı yine bir filmle alakalı. Haftasonu, arkadaşlarımla Kabuktaki Hayalet adlı bir filme gittik sinemada. Başrol oyuncusunun adını herkes en az bir kere duymuştur diye düşünüyorum: Scarlett Johansson. Adındaki hayalet kelimesi size korku filmiymiş gibi gelebilir fakat bu bir bilim kurgu ve aksiyon filmiydi. Gelecekte, insanlarla aralarında çok bir fark kalmamış robotların olduğu bir çağda geçiyor. Film, korkunç bir kazadan kurtulmuş, sadece beyni kurtarılabilmiş bir kadının yapılan bir vücuda beyninin yerleştirilmesiyle başlıyor. Binbaşı, Hanka Robotics adı verilen büyük bir şirketin düşmanlarıyla savaşmak için üretiliyor. Binbaşı, dövüşme, öldürme konularında çok iyi olsa da içinde, tam olarak insan olmamanın verdiği dışlanmışlık duygusuyla savaşıyor. Geçmişinden hiçbir şey hatırlamayan Binbaşı, terörizm insanların zihinlerine girip onları kontrol etmeye başlayınca yeni düşmanlar ediniyor. Bir gün yine bir düşmanla yüzleşmeye hazırlanırken onun da kendisi gibi olduğunu öğreniyor. Batou ona hayatının kurtarılmadığını, onu üretenlerin yalan söylediğini, tam tersine hayatının çalındığını söylüyor. Binbaşı ise bu durumdan sonra asıl düşmanlarının onu yaratanlar olduğunu fark ediyor ve mücadele başlıyor. Bence, filmin konusu çok da orijinal değildi. Oyunculuk açısından başarılıydı fakat -belki de benim bu kadar aksiyonlu filmlerden hoşlanmamamdandır- genelinde filmi çok beğenmedim. İkinci yarısı birincisine göre daha sürükleyiciydi. Aksiyon ve bilim kurguyu birlikte sevenlerin filme bayılacağını düşünüyorum ama izlediğim güzel filmler kategorisine de girmez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder