6 Nisan 2017 Perşembe

Güzel ve Çirkin

Bugün bahsedeceğim film, çoğumuzun mutlaka küçükken çizgi filmini izlediği ya da hikayesini bildiği Beauty and the Beast yani Güzel ve Çirkin. Bu filmin yeniden ve çizgi film olmadan çekileceğini duyunca bir an önce izlemek istedim. Filmde Emma Watson, Bell'i; Dan Stevens ise asıl adı Kyle Kingson olan canavarı oynuyor. Bence Güzel ve Çirkin, Disney'in en güzel, konusunu en çok sevdiğim hikayelerinden biri. Film bir Fransız kasabasında geçiyor. Bell'in babası bir gün kasabanın dışındaki pazara giderken canavarın hapsolduğu şatosuna yaklaşınca donmaya başlıyor ve ısınmak için şatoya giriyor. Canavar onu, evine gizlice girmesinden dolayı zindana kilitliyor. Babasının varlığından endişelenen Bell, babasının atı şatodan kaçarak ona gelince babasını aramaya gidiyor. Zindana kapatılmış babasını görünce canavarla yüzleşmek istiyor. Canavar, babasını kurtarmak istiyorsa onu zindana kapatacağını söylüyor ve cesur Bell bu anlaşmayı kabul ediyor. Fakat bu şato sıradan bir şato değil çaydanlıklar, mumlar, dolaplar hepsi konuşabiliyor. Canavar ve şatonun hikayesi şöyle: Canavar, eskiden çok kibirli ve cimri bir kralmış. Her gece şatosunda partiler verir ama fakir halktan kimseyi çağırmaz, onları hor görürmüş. Bir gece kral davetlilerle dans ederken kapıdan yaşlı ve soğuktan donmuş bir kadın gelmiş. Kadın krala bir gül karşılığında geceyi şatoda geçirip geçiremeyeceğini sormuş. Kral ihtiyara gülmüş, dalga geçmiş onunla. İhtiyar kadın bir kez daha isteğini dile getirince kral sinirlenip şatodan kovmuş. Sonra bu yaşlı kadın genç ve güzel bir cadıya dönüşmüş ve bütün şatoya bir büyü yapmış. Canavara cam fanusun içinde bir gül vermiş ve gülün son yaprağı dökülene kadar gerçek aşkı bulamazsa sonsuza kadar canavar kalacağını söylemiş. Belle'e dönersek, o da şatodaki mum ve çaydanlıklar tarafından canavarla yemek yemesi için hazırlanıyor ve yemek salonona geçiyor. Fakat canavarla birbirlerine olan nefretleri iyice artıyor ve yemek yemiyorlar. Belle'in bu nefreti çok da uzun sürmüyor. Şatonun etrafındaki kurtların ona sardırmasından canavar onu kurtarınca ona duyduğu minnet onları iyice yakınlaştırıyor. Birbirlerine bunu itiraf edemeseler de aşık oluyorlar. Belle'le her şeyini paylaşmaya başlıyor canavar. Birlikte yürüyüşlere çıkıyorlar, kitap okuyorlar. Bu sırada Belle'in kaçırıldığını sanan halk şatoda canavar olduğunu öğreniyor ve canavara saldırmaya gidiyor. Canavar yaralanıyor ve tam ölmek üzereyken Belle'in öpücüğüyle mucizevi bir şekilde gülün son yaprağı düşüyor ve yakışıklı prense dönüşüyor canavar. Hikayenin verdiği asıl mesaj inanların değişebileceği ve dış görünüşten insanları yargılamamak gerektiği. Benim bunu bu kadar sevme sebebim de bu aslında. Dış görünüşün insanı yanıltabileceğini o kadar güzel anlatıyor ki artık insanları yargılamadan önce, onlara çirkin demeden önce onu tanımanız gerektiğini size öğretiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder